Kanser Tedavisi Sürecinde Babalık ve Duygusal Destek

Kanser Tedavisi Sürecinde Babalık ve Duygusal Destek 1023 511 KAÇUV

Çocuğun kanser tedavisi sürecinde, ebeveynlerin sunduğu duygusal destek çocuğun iyilik halinde belirleyici bir rol oynar. Bu süreçte babaların desteği çoğu zaman daha az görünür olur; ancak klinik deneyimler, babaların sürecin önemli bir duygusal taşıyıcısı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır (Lindahl & Malik, 2000).

Babalar sıklıkla desteklerini düzen kurarak, sorumluluk alarak ve yanında olarak gösterir. Tedavi sürecini takip etmeleri, kriz anlarında daha kontrollü kalmaya çalışmaları ya da günlük yaşamın akışını sürdürmeleri, çocuk için güçlü bir güven zemini oluşturmaktadır (Fiese & Sameroff, 1999). Bu yönüyle bakıldığında, babaların sunduğu destek hem koruyucu hem de düzenleyicidir.

Bununla birlikte, duygusal desteğin yalnızca bu alanlarla sınırlı kalması, çocuğun duygularını anlamlandırma ve ifade etme sürecinde bazı boşluklar yaratabilir. Çocuklar yalnızca güvende hissetmeye değil, aynı zamanda hissettiklerinin anlaşılmasına ve paylaşılmasına da ihtiyaç duyar (Breitkreuz, 2008). Bu nedenle babaların mevcut destek verme biçimlerini değiştirmesinden çok, bu biçimleri genişletmesi önem kazanır.

Babaların daha sağlıklı bir duygusal destek sunabilmesi için ilk adım, duyguların konuşulmasının “büyük ve zor” bir şey olmak zorunda olmadığını fark etmektir (Pruett, 2000). Gün içinde kurulan kısa ve gerçek cümleler, uzun açıklamalardan çok daha etkili olabilir. Örneğin bir baba, “Bugün hastanede biraz zorlandım ama birlikteyiz” dediğinde, hem kendi duygusuna alan açar hem de çocuğa duyguların konuşulabilir olduğunu gösterir (Cowan & Cowan, 2000). Bu tür ifadeler, çocuğun kendi duygularını ifade etmesi için de bir model oluşturur.

Benzer şekilde, çocuğun duygusunu hemen değiştirmeye ya da düzeltmeye çalışmak yerine onu anlamaya çalışmak, duygusal desteğin kalitesini belirler (Kerr & Stattin, 2000). Çocuk korktuğunu söylediğinde “korkacak bir şey yok” demek çoğu zaman iyi niyetli bir rahatlatma çabasıdır; ancak “korkmuş görünüyorsun” gibi bir yansıtma, çocuğun anlaşıldığını hissetmesini sağlar. Anlaşılmak, özellikle belirsizlik ve kaygının yüksek olduğu hastalık süreçlerinde, en güçlü düzenleyici deneyimlerden biridir (McCubbin & McCubbin, 1993).

Babalar için bir diğer önemli alan, duygularla temasın sürekliliğini sağlayabilmektir. Duygusal destek tek seferlik bir konuşma ya da özel bir anla sınırlı değildir. Gün içinde kurulan küçük temaslar—birlikte yemek yemek, kısa bir sohbet etmek ya da sadece aynı ortamda bulunmak—çocuğun yalnız olmadığını hissetmesine katkı sağlar (Parke & Buriel, 2006). Bu temasların “doğal” olması, planlı ve zorlayıcı olmamasından daha değerlidir.

Aynı zamanda babaların, çocukla kurduğu ilişkide sadece hastalığa odaklanmayan bir alan açabilmesi de önemlidir (Lamb, 2010). Hastalık süreci kaçınılmaz olarak hayatın merkezine yerleşse de, çocuğun tüm kimliğinin bu süreçle tanımlanmaması gerekir. Birlikte oyun oynamak, gündelik konulardan bahsetmek ya da küçük şakalar yapmak, çocuğun “hala kendisi” olarak kalabildiğini hissettirir. Bu da psikolojik dayanıklılığı destekleyen önemli bir faktördür.

Babaların sıklıkla zorlandığı bir diğer nokta ise “sürekli güçlü kalma” ihtiyacıdır (Pleck, 2010). Güçlü olmak çoğu zaman duyguları kontrol etmek ve sarsılmamak olarak tanımlansa da, çocuklar için asıl düzenleyici olan şey ebeveynin gerçekliğidir. Bir babanın zaman zaman zorlandığını ifade edebilmesi, çocuğa duyguların tehdit edici değil, paylaşılabilir olduğunu gösterir. Bu, çocuğun kendi iç dünyasını daha güvenli bir şekilde deneyimlemesine yardımcı olur.

Bunun yanında, duygusal destek yalnızca çocukla kurulan ilişkiyle sınırlı değildir. Ebeveynler arasındaki ilişki de çocuğun duygusal güvenliğini doğrudan etkiler (Cowan & Cowan, 1992). Babanın eşiyle duygusal yükü paylaşabilmesi, hem kendi tükenmişliğini azaltır hem de aile içinde daha dengeli bir destek ortamı oluşmasına katkı sağlar. Sürecin tek bir ebeveyn tarafından taşınmaya çalışılması, uzun vadede zorlayıcı olabilir.

Elbette bu süreçte babaların kendi duygusal ihtiyaçlarını fark etmeleri ve gerektiğinde destek almaya açık olmaları da önemlidir (Marsiglio et al., 2000). Kendi duygularına hiç alan açamayan bir ebeveynin, çocuğun duygularına alan açması zorlaşabilir. Bu nedenle duygusal destek, yalnızca çocuğa verilen bir şey değil, aynı zamanda ebeveynin kendi iç dünyasıyla kurduğu ilişkiyle de yakından bağlantılıdır.

Sonuç olarak, babaların duygusal destek verme biçimleri zaten güçlü bir temel içerir. Bu temeli daha sağlıklı hale getiren şey ise, sorumluluk ve düzenin yanına duygusal temas ve ifade alanının eklenmesidir. Küçük ama gerçek temaslar, kısa ama samimi ifadeler ve birlikte kurulan anlam, çocuğun bu zorlu süreci daha güvenli ve daha anlaşılmış hissederek deneyimlemesine katkı sağlar.

Babaların sunduğu bu çok katmanlı destek biçimlerini fark etmek, görünür kılmak ve gerektiğinde geliştirmek, yalnızca çocuğun değil, tüm ailenin iyilik halini güçlendiren önemli bir adımdır.

Psikolog Mert İçme

  • Parke, R. D., & Buriel, R. (2006). Socialization in the family: Ethnic and ecological perspectives. In W. Damon & R. M. Lerner (Eds.), Handbook of child psychology (6th ed., Vol. 3, pp. 429-504). Wiley.
  • Pruett, K. (2000). Fatherneed: Why father care is as essential as mother care. Free Press.
  • Kerr, M., & Stattin, H. (2000). What parents know, how they know it, and several forms of adolescent adjustment: Further support for a reinterpretation of monitoring. Developmental Psychology, 36(3), 366-380.
  • Pleck, J. H. (2010). Paternal involvement: Revised conceptualization and theoretical linkages with child outcomes. In M. E. Lamb (Ed.), The role of the father in child development (5th ed., pp. 58-93). Wiley.