0–18 Yaş Arası Kanser Algısı: Çocuklar Hastalığı Nasıl Anlıyor? 

0–18 Yaş Arası Kanser Algısı: Çocuklar Hastalığı Nasıl Anlıyor?  1023 511 KAÇUV

Çocukluk çağı kanseri, yalnızca tıbbi bir tanı değildir; çocuğun dünyayı, bedenini ve ilişkilerini anlamlandırma biçimini etkileyen kapsamlı bir yaşam deneyimidir. Her çocuk, hastalığı kendi gelişimsel düzeyi, yaşam öyküsü ve çevresinden aldığı mesajlarla farklı bir yerden yorumlar. Bu nedenle çocukların kanseri nasıl algıladığını anlamak, destek süreçlerini belirleyen en temel unsurlardan biridir.

Hastalık Algısı Nedir?

Hastalık algısı, bireyin hastalığa dair oluşturduğu zihinsel çerçevedir. Çocuklar bir hastalıkla karşılaştıklarında “neden oldu, ne kadar sürecek, bana ne yapıyor, kontrol edilebilir mi?” gibi sorulara gelişimsel düzeylerine göre yanıt üretirler (Leventhal, 1984).

Araştırmalar, hastalık algısının psikolojik uyum, tedaviye katılım ve sosyal işlevsellik üzerinde belirleyici olduğunu göstermektedir (Çırpan Kantarcıoğlu ve ark., 2019).

Hastalık algısı çocukta üç temel kaynaktan beslenir.
1. Gelişimsel kapasite (yaş, bilişsel düzey)
2. Aileden ve tedavi ekibinden alınan açıklamalar
3. Çocuğun kendi deneyimleri (tedavi, görünüş değişikliği, sosyal yaşam)

Yaş Dönemlerine Göre Hastalık Algısı

Çocukların hastalığı nasıl algıladığı, gelişimsel özellikleri ve içinde bulundukları çevresel koşullara bağlı olarak farklılık gösterir. Tedaviye uyumu arttırmak için hastalık algısını yaş dönemleri üzerinden ele almak ve çocuğun ihtiyaçlarını anlamak önemlidir.

0–2 Yaş

Bu yaş grubunda soyut düşünme kavramı gelişmemiştir; çocuk hastalığı yalnızca bedensel duyumlar ve bakım verenle kurduğu yakınlık üzerinden anlamlandırır (Záloudíková, 2010).

Kanser bu yaş grubu çocuklar için:

  • tıbbi işlemler,
  • uykunun bölünmesi,
  • yabancı yüzler,
  • ayrılık anları gibi somut deneyimlerden ibarettir.

 

3–5 Yaş

Bu yaş grubunda çocuklar olayları somut ve ben-merkezli bir şekilde yorumlar (Bibace & Walsh, 1980). Bu nedenle hastalığı çoğu zaman “bir davranışın sonucu” olarak anlamlandırırlar:

  • “Yaramazlık yaptım, hasta oldum.”
  • “Annemi üzdüm.”
  • “Koştum, düştüm, o yüzden oldu.”

Bunlar gelişimsel olarak beklenen bir süreçlerdir ve çocuğun hastalığı kendi deneyimleri ile anlamlandırma çabasıdır.

6–11 Yaş

Bu yaşta çocuklar hastalığın bir “bedensel sorun” olduğunu ve tedavinin bunu düzeltmeye çalıştığını anlayabilir. (Záloudíková, 2010). Ancak en güçlü unsur sosyal yaşamın sekteye uğramasıdır.

Bu noktada bazı süreçler ve düşünceler ortaya çıkabilir;

  • İzolasyon sebebiyle okuldan uzak kalmak
  • Arkadaşlık bağlarının zayıflaması
  • Görünüş değişikliklerinin fark edilmesi
  • “Bulaşır mı?” gibi yanlış inanışlar

Bares ve arkadaşlarının (2008) çalışması, 7–8 yaşa kadar birçok çocuğun kanseri bulaşıcı bir hastalık sandığını göstermektedir. Bu yanlış inanış, akran ilişkilerinde mesafeye ve toplumsal damgalanmanın erken yaşlarda başlamasına neden olabilir.

12–18 Yaş

Ergenlik; kimlik gelişimi, sosyal ilişkiler ve bağımsızlık ihtiyacının yoğun olduğu bir dönemdir. Bu nedenle kanser, ergen için yalnızca tıbb değil, kimlik algısını şekillendiren bir süreç halini alır.

Hastalık sürecinde ;

  • Beden görünümü değişir.
  • Sosyal ilişkilerde belirsizlik oluşur.
  • Bağımsızlık arzusu tedavi süreçleriyle çatışır.

Aile ve Hastalık Algısı

Aile çocuğun hastalık algısının en belirleyici bileşenlerindendir. Kaygılı ebeveyn tutumu çocuğun hastalık süreciyle uyumlanmasını zorlaştırırken, düzenleyici ve açıklayıcı bir tutum çocuğun algısını güvenli bir çerçeveye taşır.

Çocukluk çağı kanseri, tıbbi müdahalelerin ötesinde sosyal ve duygusal alanları da etkileyen bir süreçtir; bu nedenle bir çocuğun hastalığı yalnızca tedaviyle sınırlı kalmaz, sosyal yaşamı ve duygusal dünyası üzerinde çok boyutlu bir etki yaratır.
Bu çok boyutlu etki nedeniyle stigmayı (toplumsal damgalama) azaltmaya yönelik çalışmalar, tedavinin ve psikososyal desteğin ayrılmaz bir parçası olduğu kadar, toplumsal bir sorumluluktur.

Stigma, çocuğun hastalığa dair kendilik algısını, sosyal ilişkilerini, okula uyumunu, psikolojik dayanıklılığını doğrudan etkiler.

Çocuklar yalnızca tedaviye değil, damgalanmamaya da ihtiyaç duyar.

Biz KAÇUV olarak, doğru bilgilendirmeyle yanlış inanışları azaltmayı, psikososyal destek programlarımızla ailelerin yükünü hafifletmeyi ve toplumda farkındalığı artırarak çocukların hak ettikleri eşit ve destekleyici ortamlara erişmesini sağlamayı amaçlıyoruz. Bu noktada özellikle 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanseri Farkındalık Günü’nde toplumu bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz.

15 Şubat, çocukluk çağı kanserlerine dikkat çekmek ve damgalamaya karşı toplumsal farkındalık oluşturmak için önemli bir gündür. Bugünün amacı yalnızca hastalığı konuşmak değildir; aynı zamanda: yanlış inanışları düzeltmek, hastalığın görünürlüğünü artırmak, stigmayı azaltmak, erken tanı farkındalığını güçlendirmek için bir çağrı niteliğindedir.

Çocuklara “yalnız değilsin” demenin en güçlü yollarından biri, hastalığa yüklenen toplumsal anlamları değiştirmektir. Bu nedenle damgalanmanın azaldığı, anlayış ve dayanışmanın güçlendiği bir toplum, çocukların  iyileşme yolculuğunun en önemli parçasıdır.

Uzman Psikolog Sena Bihter Matur

Kaynakça

Bares, C., Gelman, S., & Sinclair, S. (2008). Children’s misconceptions about illness and contagion.

Bibace, R., & Walsh, M. (1980). Development of children’s concepts of illness.

Çırpan Kantarcıoğlu, B., & ark. (2019). Kanser tanısı alan ergenlerde hastalık algısı ve psikolojik belirtiler.

Leventhal, H. (1984). Illness representations and coping.

Záloudíková, I. (2010). Developmental perspectives on illness understanding.